oJo

Ben bir özLem denizindeyim;  yüzmeyi biLmem ….
Derinlere daLmak isterim;  gözlerini biLmem…

Reklamlar

yALnızLığa övgü

Ben bir sürgündeyim efendim..
Evim de yok bu yüzden..
Hangi mevsimin hazanısın dedim
Gözlerindeki ateşLe tutuştu ten
Camdan kalplerin buz mevsimiydim
Yanmaya yeminLi ve iLLa / can
Elden kayan her bardağın bahanesiydim..

Efendim ben bir sürgündeyim
GüLdüğüm doğru, geçtiğim yalan
Gülüp geçtiğim her fidan ormanın Laneti..
Avucumda beslediğim her yavru kuş Simurg efsanesi..

Efendim bir sürgündeyim ben…
Neden?!  soruLarının cevabını da yazdım
Anlamak için düştüğüm yollarda sen
Anlamlandırmak için baktığım yüzlerde sen

Ben bir sürgündeyim efendim..
Yalnızlığıma övgüm
Hayatı / zamanı abartanlara sövgüm
Kokulu / püsküllü bir formül yoksa hayaller kördüğüm
Ben bir sürgündeyim efendim…
Sekiz günlük müddet, sekiz kapılı cennet
Seyrimiz, sesimiz, nefesimiz; hep Aşk gördüğüm…

Ben bir sürgündeyim efendim..
Dünyadan kaLbine döndüğüm…

 

//yalnızlığaövgüdür,güzellikhempüsküllühemgüLLüdür/

Kırmızı Ağaç MasaLı

Bir varmısss   iki  yokmusss
Bi  ağacc   varmısss…
Bu  ağacc  ne  bir  uçurumun yanında,   ne  nehir  kıyısında,  ne de sahilde imiss…
Öylesine  bir yerdeymiss..    Göl kıyısında olduğuna dair rivayetler de varmısss….  İnsanlar  salıncak  kurmasmıs.
Ama  ağaç  çok  sevimliymis  ve  yemyesilmisss
Sincaplar  ve  tırtıllar severmis   bu  ağacı..
Ağaç  da  severmiss    diğer  canlıları  ve  yeryüzünü..
Bulutlar  geçerken  hep  biras  daha  büyürmüs …    Çünkü  de   bulutlara  daha  yakın  olmak istermiss…
Sonra  bir  kuss   gelip  onun  en  kıvrımlı  dalına  konarmısss…
Ağac   demiski  kuşa…  ” sen  ne  den  o   dala  konuyosunnn  bakiiim”
Kuş  demisskii    ” bilmiyorum ki  de  ondan”       ” baska  dala  mı  konimm,  canın mı yanıyo,  nedir olayın hacı abi”  demiss….
Ağac  da  demişki  “o  dala  senden  başka  konan kimse yok, hem  benim için  mahsuru da  yok”   demiss..  (mahsur kelimesi burada  olmuss mu  hicc   olmamıııııssss..    Çünkü   bu  anlatıcı  hisss  güseel  anlatmıyormusss  gene  )
Sonra  bulutlar  geçmiss   cokca  günes  ve  ay  çıkmısss   gökyüzünde ..
Agaç  da  büyümüsss,   toprağa  ve  havaya  faydalar  üretmiss…
Bir  gün  o  kıvrımlı  dala  başka  bir  kuş  konmuş…
Ağaçç  demissskiii  “sen de  kimsin  o  dala  hep  mavi  kuş  konar ”
Kuss    demissskii….  “başka  dala  mı  koniiim şimdi,  bu  çok güssselll  ama  ” birbuçuk saniyelik nefes alıp eklemisss  ” o  mavi  kuş   nerdeymiss  ki  burda olsa  yaaa”    demisss…
Ağaç  demis  kii   ” bekle  gelir… ”
Ama   gelmemissss    …
Nesneler  ve  tırtıllar  görünmess   oluncaya  kadar  beklemisss..
Gene  gelmemisss..
Gitmisss  ….  mavi  kuss  gelmemis  ki  ( burada  anlatıcı  ellerini  açarak  kaşlarını kaldırır  Yokkİ  ifadesi )
Ertesi  gün  mavi  kuş  gelmisss   ..
Ağaç  olanları  anlatmısss  bir  turuncu  kuş  geldi  demisss    senin  dalına  kondu…  seni   bekledi  sen  gelmedin..
Mavi  kuş  demisski..   “Dün  nehir kenarına  gittim..   Çok  yükseklerde  uçtum   seni  göremedim”  demisss…
“O  zaman  bekle  seni  soran Turuncu kuş  belki  gelir”  demisss   ağacc…

Mavi  kuş  beklemissss     ama  Turuncu kuss  gelmemiss…                  Ertesi gün de  diğeri   gelmiss  o  gelmemiss…
Hep  biri  geliyomusss  öbürü  gelmiyormusss…

Aradan  aylar  geçmiss…
Aynı  dala  konan  iki  kuş  aynı  zamanda  konmuyormusss…
Biri  olsa  öbürü  gelmiyormusss…
Hem  kuşlar   hem  ağaç   bu duruma  tilt  olmusslar..  (anlatıcı  iyicee  bir  masajı  hakediyormusss baksana  kelimelere !!)

Sonra  ağaç  demiş ki  “gidin  şu  kudümsüz   baykuşa  sorun…  o  tipsiz şerefsiz  bilir   olanları… ”
Mavi  kuş  gitmisss    baykuşa  ( hakketen  tipsiz  şerefsizmiş )         Olanları  anlatmış …
Baykuş  dinlemişşş   dinlerken  kafasını  360  derece  çevirip  artistik  havalar  yapmışşş  mavi  kuşa…
Sonra  demiş ki…    ” ormandaki  renk  cadısı  o  ağacı  saklıyor..  O  yüzden  sen  görünce-konunca   diğer  kuss   ağacı  göremiyor..  O  konunca  ağaç  sana  görünmess  oluyor”   demissss…
Sonra  mavi  kuşa  sanki kuğu imiş de birkaç günlüğüne baykuş olmuş   gibi  bakmısss …
Sanki  bu  şeyleri  kendisi  değil de  mavi  kuss  biliyomussss  gibi…
Mavi  kuş  demiş ki  ”  peki  napıcaz  bunun  bir  çözümü  yok mu ?
rüzgar tribünü kılıklı,  yüzünü bana çevir de konuş;  bir çare  söyle”  demiş…

Baykuss  demissskiii    “ben  ne  olduğunu bilebilirim   ama   çözüm bulamam  ki”   demiss
Mavi  kuş  demissski..  “napıcaz  peki …. nasıl görünür  olacak ağacımıss …. o  ağacın dalında  bulusmalıyısss  ” demis…
Baykuss    kafasını  bir  daha  çevirmiss   360  derece  ve  demis kii  “Lacivert  kanatlı  turna  kuşu  bilirdi  ama  O  da  şimdi  kimbilir  nerde..  Sekkiz  defa  gölgeler  kaybolsun…   Dokuzuncu gün  gelir ..  O  na  sor  ”  demisss
Mavi kusss   gelmiss   anlatmıs  ağaca  …   ağaç  dinlemis..
O  zaman  bekleyin  demisss..
Sekkiz  kez  günes   gölgeleri  çağırmıs  ve  kaybolmusss…
Hem  ağaç  hem de  kuşlar  beklemiss…
Sonra  Lacivert  turna  gelmisss..
Nehir  kıyısında  bulmusss   mavi  kuş  onu  ..
Anlatmıs  olanları..    “simdi  napıcassss   ”  demisss..

Lacivert turna bakmısss  kuşa  demiskiii   “siz  bir  cevabı  haketmissinizzz  onca zaman  beklemissinizzz”
“Ormanda  aLıçlardan  toplayın..   ve  ağacın  köklerine  yakın bırakın,,   sonra da  yağmuru  bekleyin ”  demiss…
Kuşlar  bunu  yapmısslar … her  ikiside  farklı  günlerde  alıçlardan  toplayıp  ağacın altına  gömmüssslerr…   sayacak  kadar  çok zaman  gecmisss  aradan
Ağaç  da  merak  etmisss  ne  olucak  diyeee…
Sonra  birgün  yağmur  baslamısss ..
Ertesi  gün  bi  bakmıslar ki   ağaç  kırmızı  oluvermisss    her  dalı  ve  her  yaprağı  kırmızı  olmusss…
Ve  o  gün  her  iki  kuş  da  ağacı  görebilmisss   ve  o  dala  ikisi  birden konmusslar…   ağaç da  sevinmissss    kuşlar da  sevinmisss..     Ohhhh   missssss….
O  ağaca  kırmızı  ağaç  demişler  artık..

Ağaçların  masalları  böyle  olurmusss   …
Güzel   kadın,  masal  için kostümlü   Lolipop olurmuussss..
Gözleri  jelatinLi,  dilleri   janti   adam  ilgiLi masaLı  bulurmusss..
Kim dinlese renkli çorapların neşesi  ile uyurmusss ..

 

//Aynalardagerçeğimize/bulabilirsek/insanlardamasalımızabakarız//

 

 

 

 

 

RakunLu SincapLı MasaL

Parmakları uzayıp kalem olabildiği için elleri güzelmiş…
Harfler de çizgiler de herzaman var olana duhuliye talebiymiş…
Bir var bir yok olan dünyalardan geçmiş
Dokunduğu her Lacivert maviye dönermiş

Devrik cümlelerin nü manasına vurgun…
Bir deli alfabe peşine sürgün,
Avare bir kaşif…
Meçhul fezanın meşhur gizemine tutkun bi divane…
Yola güzellikleri bulmaya çıkmış bulunduğu yeri güzel kılmış…

Gerçek ve kurgu arasında bir evrende, insan kendini bir masalın içinde bulur
Elleri reçelli dilleri kaymaklı bir tanık varsa, olanlar bir sonraki nesile iletilir.
Efsaneler böyle olurmuş.
Deniz kızı ile yüzmeyen insan istavrite (yahut uskumru) evrilir
Şahmaran ile buluşmayan yılana (yahut tırtıla) çevrilir
Anka ile uçmayan serçeye (ya da kargaya) dönüşür

Bilme/anlama sınırındaki sekiz köşeli kapı açılır
O buradaymış dersin

Kalbin ve Ruhun kesiştiği nokta
Gerçek ve Kurgu iç İçe
Deniz kızı öyle saf
Şahmaran öyle temiz
Anka (Simurg) öyle güzel gülüyor ki
İyilik, güzellik, Aşk perisi dokunsun
Lacivert maviye dönüşsün
Uranos & Gaia
Yaşamak hatırlamaktan ibaret çünkü de

Sahilde gördüğü martı taklaya gelsin dilermiş
Işığı kısık, müziği hacimli severmiş
Uyanınca ne kahvaltı, ne deniz manzarası, O nun gülüşünü istermiş
Dondurma karamelli, reçel çilekli, saçları kıvırcık severmiş.

Ömrüne mâl ettim raddemi sınırımı ehlinin nidâsına ittim.
Sevgini evim varsaysam imârımı yoluna oturtsam rükûya uzanır mestim…
Seninle göz göze gelmek saltanattır.
Seninle öz öze gelmek salttan AŞKtır.
Suya meyletmem ebedi yangınım…

Hayata bir bahane ararmış yollarda ve seslerde
Teselli bulmuş, o dantelli lugattan okuduğun kelimelerde
Gözlerin buluşması yıldızların ışıltısını küçümsemedir
Gönüllerin kavuşması hem serçe hem turna meselesidir
Rüzgar oluşum yalgın ruhuma serinlik diyedir..

 

 

,
/mavikoltuklardapelikancadiyaloğunçevirisidir/

Anlaşılır Değilse / kahVE Sade

Bir kez yazabilmek için binlerce eskiz
Bir kez görebilmek için yüzlerce kilometre bahanesiz
Bir kez güldürebilmek için onlarca egzersiz
Bir kez ölebilmek için bir kez isteriz….

Ve kalbe kriz
Ve yüzündeki o Nihavend* iz
Hayat bir köpük; en başından bildiğimiz

Ne hüzne vaktimiz var ne tütüne
Bir gülüş, bir koku, bir de yürüyüşündeki hengame
Reçelli hallerini elbet özlüyor, kahvaltı bahane

Taşların Camlarla çarpıştığı ilk günde gözlerde parlayan ışık
Duy/g/uların ötesinde açılan kapıların esrarı o bakış
Varlığın ve yokluğun buluştuğu renkte işlenen nakış
Sevmelerin dozuna şikayetin var
Bulutlarda fal / kuşlarda havadis, haberin yok

Bir ağlayabilse yazmayı bırakacak..
Akacak sevda da elinde durmaz
Zaten de geri sayım başlamış
Göçmen kuşları açıktan izler olmuş..

 

 

*AşkSevincianlamındakiahengmakamı/

Azul & Viento

Sol omzuna bir kanatlı dokunur..
Hatırlatır ; Atları doludizgin sürdüğümüz günleri
Hatırlatır ; Gözler lenssiz, eller kremsiz, mızraklar rimelsiz düşleri
Hatırlatır ; Uğruna ölünesi O gülüşleri…

 

Canlı tutmak için her şey
Çürümesin diye /Ruhumuzu demirden atlara
Çıkmasın diye / Canımızı efsunlu harflere
Çırpınsın diye / Tenimizi O Afete
Bırak / bırak / bırak mış…

 

 

*: seyirhalindeçarpankuşbildiğinkuşserçeyadakırlangıç

Debonair

Boynundan sol göğsüne akan o ırmağı bulmalıyım..

Kalbimi yıkayacağım o berrak dünyaya açılmalıyım..
*
Arınmak için görmeli

Aynı ırmakta yıkanmanın mümkün olduğunu göstermeli…
*
Yarın buluşmaya teşne ve ellerinde bitimsiz neş’e

Bir ömür görmemeye De hazırlıklı ve mercekler gökyüzünde..
*
Ne gözlerindeki uzay, ne kirpiklerindeki salıncak

Hiç buluşmasak da olur, zaten de kuşlar bir ömür ulak

Lakin kurtuluşum / kayboluşum boynundan sol göğsüne çağıldayan o ırmak…

 

 

cennettekiırmağınfısıltısıdır/dilimizdekiballıkaymaklıbirsızıdır/07/018

Yollar Lacivert KaLpLer Mavi.. Sevdirmiyorsun Gösterr Bari..

İzin ver yollarına düşeyim..
Mavilere bürünüp bulut gibi
Kirpiklerim rimelsiz ellerim neşeli
Bakınca görürsen /sen görürsün/ gözleri sevdanın dibi
Uzun yola çıkan adamlar gibi telaşlı
Burada konaklayan / sokakta oynayan çocuklar gibi sakin..

İzin ver yollarına düşeyim…
Bulmalar buluşmalar aşkına…
Eriyip yeni bir alaşımla köpüren madenler aşkına…
Kavuşmalar.. darılmalar.. dönüp dolaşan kuşlar aşkına…
Bekle orada diyen, başka alemlerde düşen, giyotinler aşkına
Nisan buluşmak için en güzel mevsimdir yavru, diyor teyzeler
Bir sahil, kavuşmak için de gebermek için de enfestir diyor amcalar
Varlığımıza sebep; bir var bir yok olan atom altı parçacıklar…

İzin ver yollarına düşeyim…
Biliyor ihtimaller az, elleri yana düştü binlerce kez
Bekleyip gökyüzüne akıttı boynundaki diş izini; “kine ez”
Pes etmeyen vazgeçmeyen bir sarmaşık dolanmış ruhuna
Bilirsin o efsunu; dünyanın rengine boyanan kimseler sevemez..

İzin ver yollarına düşeyim….
Gözleri lacivert, kalbi camdan ve biLLur
Varsa kehanetin izi bulutlarda; sevdalı kalpler elbet buLuşur….

 

,
//NisandayolaçıkmışdayazmışherşeyiMaleviçeanlatmış//

 

fibuLa

Kırk gün oldu / zaten hasarlı kanadıyla, gökyüzüne çarpa çarpa saydı,  biliyoruz
Sevgiyle gördüğün her şey gerçektir / masallarda okuyoruz
Kalanı uçar gider / martıları tanıyoruz

Güzellik bir anlam arar /pusulası rimellerde
Aşk yoksa güzellik unutulur / zaman siyahtır tenlerde
Takılır ibresi ruhuna / fibula arkeolojide

Leyla kabilenin en güzel kızı değildi
Şaşkınlığını Kays’a getiren ulak zümrütten güvercindi
Gözlerin/m cennete iki bilet; göle atılmayan taşlar nereden bilsindi

Bulduğu  cennetler söze gelmez, yazıya akmaz,  çizgiye çıkıyor yolları
Zihninde bir eskiz, elleri o enfes tende sekiz
Cenneti başka  dünyalarda arayan İblisti..
Damarlarında o mavi sevda; elleri iLLa; kabul et gülüşmelerimiz Aşk’a değerdi…

 

 

//martılarapelikanlarabalık/kuğularaturnalaramavigülüş